ÜÇ KITADA OSMANLI İMPARATORLUĞU
Ülkeler, Kentler, Eserler
17. yüzyılda en geniş sınırlarına ulaşan Osmanlı İmparatorluğu sınırları, Viyana yakınlarından, Ukrayna’ya, oradan Kırım ve Azak kıyılarına, Kafkasya’nın batısından İran Körfezi’ne dek uzanmaktaydı. Suriye ve çevresine egemen olan İmparatorluk, Arabistan’ın batısını bütünü ile en güneydeki Yemen’i içine alacak şekilde elinde tutuyordu. Aynı şekilde, Kuzey Afrika’da, Mısır’dan en batıdaki Fas’ın doğu sınırına kadar uzanıyordu.
Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla, 623 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tarih sahnesinden çekiliyor ve 500 yıla yakın bir süreyle egemenliği veya himayesi altında bulunan topraklar üzerinde ise Türkiye dahil olmak üzere 40’ı aşkın yeni devlet kuruluyordu. Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesiştiği bir noktada en güçlü uygarlık olarak ortaya çıkan İmparatorluk, karşılaştığı her kültürden bir şeyler almış, onu geliştirerek yeniden üretmiş ve içinde bulunduğu ülkelerin kültürüne de çok şeyler katmıştır.
Bu zenginliğin sergilendiği en belirgin örneklerden biri olan Balkan coğrafyası üzerinde, bugün bile Osmanlı uygarlığının etkilerini görmek mümkündür. Aynı şekilde, bu ülkelerde 500 yıla yakın bir süre egemen olan Osmanlı uygarlığı da, bu kültürlerden karşılıklı olarak etkilenmiştir. Balkan Savaşı ardından başlayan ve “Mübadele”yle sonuçlanan bir tersine göç süreci sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş coğrafyasında yaşayan vatandaşları anayurt topraklarına dönmek zorunda kaldılar. Acı ve yıkım dolu yıllar süresince, Osmanlı topraklarının yayıldığı yerlerdeki değişik kentlerden gelen bu göçmen kitlesi, beraberlerinde yaşadıkları yörelerin âdetleriyle, türküsünden yemek pişirme biçimlerine dek uzanan geniş bir kültürel geçmişi de beraberlerinde getirdiler. Çoğumuzun aile fertlerinin Balkanlardan veya Girit’ten göç ettiği bu geniş coğrafyanın, öykülerini ve türkülerini dinleyerek büyüyen Cumhuriyet nesli, Osmanlı İmparatorluğu’nun sosyo-kültürel mirasını çağdaş Cumhuriyet idealizmiyle kaynaştırmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayılan varlığı, tüm diğer dünya ülkeleri için geçerli olduğu gibi tarihî bir realitedir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin ve batının ortak tarihi, her iki tarafın da, günümüzdeki ilişkilerinin ayrıştırıcı değil, birleştirici bir unsuru olacaktır. Bu gerçeklikten yola çıkarak, Osmanlı tarihindeki eyaletlere bağlı kaza, sancak gibi kentsel birimlerin tanıtıldığı bu kitapta, Osmanlı tarihi, Osmanlı tarihsel coğrafyası açısından ele alınıyor. Bugün, her biri başka bir devlete ait olan bu kentlerin tarihi, ne kadar süreyle Osmanlı kenti olduğu, bizdeki etkileri, geçmişteki durumu, gravür, tablo, fotoğraf ve belgeler eşliğinde, biraz da nostaljik açıdan sergilenmeye çalışılıyor.